kortuğum o uzak dağın en sisli köşesinde yaşıyordu. evet biliyorum ama itiraf edemiyordum korkumun altbenliği olan sevgim,
ona olan düşkünlüğüm beni her gece ona gitmeye zorluyordu. kafalarını kesip kuruttuğu minik yavru karkgaların gagalarını
batırıp insan esanaslarına kendini onlarla tütsülüyor ve genç kalmayı başarabiliyordu yine kestiği insan kafalarını parfüm
şişelerine batırıp saçları ile ayaklarına masaj yapıyordu o çıkılamıyacak dağa tırmandıktan sonra ayakları düzelsin diye...
saçları karışık, içi karanlık, sık ve uzunca...uçları neredeyse topuklarına değiyor, onları savurup içinde ki karanlığı bırakıyor
her seferinde yaşadığımız dağın eteklerine ve sisin içinde gelip bizi çalıyor. hava zayıf ve kuru içindeki sessiz eko
ağır ve cızırtılı...en son beni aldığından beridir hiç aşağıya inmedi her gece bana verdiği minik siyah topları yutup uyuyorum,
uykumda bana bi çok el sayısız kere dokunum üstüme bişey geçiriyorlar hep birlikte ama gözlerimi açmam ne mümkün !!? korku mu,
hayır tedirginlik mi, hayır ne olduğunu bilmediğim bu histen muhteşem bi haz alıyorum ve sabah uyandığımda kendimi yine
hiç bilmediğim başka bir oda da buluyorum her gece yer değiştiriyorum saçlarım uzadı ve gözlerimin görüşü karalaştı sanırım
onlardan biri haline dönüştürüyorlar beni yada tek biri bana bunların hepsini yapabiliyor belkide hepimiz birbirimize
benziyeceğiz....yapma kuşlar ve kagıttan gemiler var bu sabah uyandığım oda da birde odanın içinde minik bir tas içinde gemilerin
yüzdüğü ama su o kadar ağır ve durgun ki gemiler bir bir içine batıp eriyip gidiyolar..durudramadığım ellerim suyun içine batırıp
kendilerini tek tek kağıtları toplamaya başladılar hepsini çıkarıp açıp düzeltip kuruttuktan sonra içlerinde yazılar olduklarını
fark ettim içlerinde ki yazılarda isimler yaşadıkları sene sayısı gibi kişi özellikleri vardı ve bunlar hep kaybolan kişilere aitti
boş kalan kabın içinde ki su birden çalkalanıp bir esinti yarattı ve dışarıda duran gemilerden birini içine çekti gemi döndü,döndü
döndü, yan yatıp uyurcasına yavaşça suya dalmaya başladı o sırada gelen çığlık sesleri ile camaa gözümü dikince önümden
bişeylerin uçtuğunu ve geçtiği yeri kararttığını fark ettim ki bu "o'ydu odanın kapısını açıp sudan bir yudum içti ve suratıma
tükürüp senin sıran dedi ama bunu söylerken ne ağzı oynamıştı nede başka biri vardı oda da elinde tuttuğu adamı üstüme atıp
hazırlan diye kükredi...